İnsanın içi bazen coşuyor, bir yazı kaleme alıyorsun. “Bende kalmasın bildiklerim, paylaşayım insanlarla herkes yararlansın benim bildiklerimden,” diyorsun. Yazarlar, şairler, bilim insanları hep böyle düşünürler. Kitaplar, makaleler, gazeteler, dergiler hep bu amaçla yazılır. İnsanlar okusun aydınlansın, bilgi dağarcığı genişlesin, bilgili insan yeryüzüne yayılsın, insanlık mutlu olsun. Dünyayı avucunun içine alıp istediği gibi sıkıp suyunu çıkaran ülkelerde okuma oranı ile her şeyi ile başkalarına bağımlı ülkelerin yaşamının temelinde bu gerçeklik vardır. Okumak ya da okumamak. Öğrenmek ya da öğrenmemek. Üretmek ya da üretmemek.
Yazarın, bilim insanının bu duygusu nasıl bir şeydir bilir misin? Lokmasını başkası ile paylaşan bir insanın başkalarına yaptığı iyilikle duyduğu iç huzurun eş değeridir. Sosyal medyada bu yaratılmış değerlere ulaşmak çok kolay ve parasız. Parasını verip aldığınız kitapları yazan insanlar onları para kazanmak amacı ile yazmazlar. Onların amacı bilgiyi paylaşmaktır. Parayı kazanan sektörler de var elbette. O bu yazının konusu değil.
Herkesin telefon, tablet, bilgisayarla ulaşabildiği kaynaklardaki yazılanlara gereken önemi vermesi, okuması, bilgilenmesi çok kolay. İşte sıkıntı burada başlıyor. İnsanlar başlığa bakıyor, yazıya bakıyor yukarıdan aşağıya tarıyor:” Bu çok uzun okunmaz,” deyip geçiyor. Kısa olanlar özlü sözlerdir. Bir bakışta görüyor ya, onu okuyor herkes. Birçok insan yüz yüze konuşurken ya da telefonda; “Hoca çok uzun yazıyorsun okuyamıyoruz, biraz kısa yaz da okuyalım,” diyor. Yani anlayacağınız insanlar kıt okumak istiyor. Koca kütüphaneyi okuyanlar, ömrünü okuyup öğrenmeye adayanlarla okumayan cahil halk kitlelerinin farkı da buradan geliyor. Okuyan insanlarla okumayan insanların, okuyan milletlerle okumayan milletlerin farkı da bu gerçeklikten doğuyor. Yazının bundan sonraki bölümünde bunu anlatacağım, kıt kanaat okuyanlar sonrasını okumasınlar.
KIT KANAAT okuyanlar bu bölümü okumayın!
Gelişmekte olan ülke insanısın ya, kıt kanaat bir yaşama alışmışsın onun için okuma! Öğrenme, bir şeyler icat etme! Dünya milletleri arasında söz sahibi olman kıt kanaat olsun.
Fazla bilgiye gerek yok, bilgin de kıt kanaat olsun.
Okula gidiyorsun, mükemmel okulun olmasın okulun da kıt kanaat olsun.
Seni yetiştiren öğretmenler de kıt kanaat okullarda yetişti, iyi yetişmiş öğretmen isteme; öğretmenin de kıt kanaat olsun.
Sevgilin oldu evlendin, karın oldu, kocan oldu; doyasıya sevdiğini söyleme sevgin kıt kanaat olsun, aldığın sevgi kıt kanaat olsun.
Kıt kanaat sevgi doldurduğun yüreğinle peydahladığın çocuğuna kıt kanaat sevgi aşıla, kıt kanaat sevgi veren çocuğun olsun.
Eğitimin kıt kanaat mesleğin kıt kanaat, yaşamın kıt kanaat olsun.
“Ye kürküm ye,” diyen Nasreddin Hocanın vurguladığı gibi bir kürke sahip olamayacağın için toplumdaki itibarın kıt kanaat, ezici çoğunlukta yandaşlarınla oluşturduğun toplumla birlikte dünyadaki itibarın kıt kanaat olsun.
Sınırlı bilgiyle, sınırlı beceriyle, sınırlı maddi olanaklarla çok sayıda çocuk sahibi olacağından psikososyal, maddi yoksunluk nedeniyle alt neslin yaşamı kıt kanaat olsun.
Kıt kanaat eğitim görmüş, kıt kanaat bilgilerle ortalıkta gezen din adamları bu dünyanı, öte dünyanı şekillendirsin hem bu dünyan hem de öte dünyan çamur olsun.
Öğrenmeyi, icat etmeyi, üretmeyi başarabilmiş elin gâvuru dediğin insanlar her türlü teknolojik imkânlara sahip olsun, her türlü silahları üretsin, senin insanını sömürsün, başına basıp seni ezsin, sen de tek kurtuluş yolu görüp Allahtan istediğin kıt kanaat ebabillerin olsun.
Gözünü açma, çevrede olup biteni görme, tak at gözlüklerini sana enjekte edilen kıt kanaat hedeflerine odaklan, kıt kanaat karanlık bir dünyan olsun.
Bilim insanısın, cesaretin olmasın, başkalarından öğrendiğin bilgilere yeni bir şeyler ekleyip, mevcut kalıpları kırıp daha geniş ufuklara yelken açmaya cesaretin olmasın, kıt kanaat bir yaşam tarzı ile salla başını al kıt kanaat maaşını; hep üstünde seni sömüren birileri olsun!
Geleneklerine sıkı yapış; atan, deden nasıl yaşamışsa onun yaşamından bir basamak yukarı çıkmaya çalışma! İlerlemeyi, mevcut kalıpları yıkmayı aklının ucundan bile geçirme, “böyle gelmiş böyle gitsin,” tüm yaşamındaki dakikaların! Kıt kanaat bir yaşam gördün atandan, kıt kanaat yaşamını sürdür. Kıt kanaat fikirler enjekte edilmiş damarlarına, kıt kanaat düşüncelerin dışına çıkma, kıt kanaat fikirlerle kıt kanaat yaşam sürersen öte dünyada kıt kanaat yaşamdan kurtulup uçsuz bucaksız olanakları olan bir yaşama kavuşacaksın.
Av peşinde koşan balık gibi hep zokayı yuttun, kıt kanaat yem bulmaya çalışırken ömür boyu yem oldun. Kaldır kafanı bak bir çevrene; muktedirler kimleri yem olarak kullanıyor? Kıt kanaat aklınla muktedirlerin değirmenine su taşıma. Oku, öğren, kıt kanaat dünyandan çık evrensel ortamda kurnaz tilkilerin, doyumsuz domuzların, aç kurtların karnını senin kanın doyurmasın.
Celil Boz. (celilboz@yahoo.com)
Eğitimci Sosyolog
27/03/2026


